“Hizbullah’ı Suriye’ye bırakın”
Yasin Sofuoğlu’nun Independent Türkçe adına, CNN, Iran Wire ve Arab News’ten derlediği haberlere göre ABD Başkanı Donald Trump, G7 zirvesinde yaptığı açıklamada, İran ile mutabakat metni üzerinde anlaşmalarının ardından İsrail’in 14 Haziran’da Lübnan’ın başkenti Beyrut’a saldırmasını eleştirdi.
ABD Başkanı, İsrail lideri Binyamin Netanyahu ile telefonda görüşerek "Hizbullah meselesini Suriye'nin halletmesini" önerdiğini belirtti. Ahmed Şara yönetiminin, Tahran destekli örgüte karşı "daha iyi iş çıkardığını" vurguladı.
CNN’in analizine göre Suriye’nin Hizbullah’la mücadelede ağırlığını artırması durumunda Şam ordusu Lübnan’ın güneyine girebilir ya da Şii örgüte silah akışının kesilmesine yönelik faaliyetler hızlandırılabilir.
Suriye ordusu 1976'da Lübnan iç savaşına müdahil olmuş, daha sonra yaklaşık 30 yıl boyunca ülkede kalmıştı.
Diğer yandan Şara, geçen haftaki açıklamasında Lübnan’a müdahale edilebileceği iddialarının asılsız olduğunu söylemişti.
Hizbullah, Suriye iç savaşında devrik lider Beşar Esad’ı destekleyerek İran'dan gelen silah tedariki koridorunun korunmasında kritik rol oynamıştı. Ancak Şara liderliğindeki isyancıların Aralık 2024’te Esad’ı devirmesiyle bu hatlar kesildi.
***
Trump’ın sözlerinden, Ahmet Şara’yı, İsrail’in yerine Hizbullah’a karşı kullanılabilecek bir eleman olarak gördüğü anlaşılıyor. Öyle ki Şara’nın Hizbullah’a karşı İsrail’den daha iyi iş çıkardığını söylüyor.
Biz de Şara’nın ABD-İsrail çıkarları için Suriye’nin başına atandığını söylüyorduk. Trump daha önce de “Erdoğan 2 bin yıl sonra Suriye’yi aldı” derken tarih bilinciyle konuşturuluyordu... Suriye, 2 bin yıl önce, Augustus yönetimindeki Roma’nın eyaletiydi. 2611 yıl önce ise Yahudi hâkimiyetindeydi, bugün ise AKP’nin dış politikası sayesinde, Roma’yı temsil eden ABD’nin ve İsrail’in hâkimiyetine girdi. BOP, yani Büyük İsrail projesiyle hedeflenenlerden biri de buydu.
***
Erdoğan, PYD-YPG’yi Suriye hükümetinin içine alan Şara’yı telefonla aramış ve “Kendisini anlaşmadan ve operasyondan ötürü tebrik ettim.” demişti. O sıralarda Türkiye'nin Esad dönemindeki son Şam Büyükelçisi Ömer Önhon da T-24’ten Cansu Çamlıbel’e konuşmuş ve “Türkiye'deki PKK ile YPG’yi ayırmak, Türkiye'deki süreç ile Suriye’deki süreci ayırmak, Türkiye'deki anayasa hazırlıkları ile oradaki anayasa hazırlıklarını ayırmak, bunların birbiriyle ilgisi yokmuş gibi davranmak bana göre çok gerçekçi değil. Çünkü şu bir gerçek ki bu iki ülkede olan bitenler bir şekilde birbirini etkileyecek. Yani bunlar bana göre bir bütünün parçası...” demişti.
***
Trump, ayrıca İran konusunda “Erdoğan iyi iş çıkardı” diyor. Erdoğan ne yaptı da iyi bir iş çıkardı onu söylemiyor.
Bu arada Erdoğan, “Türk-Arap-Kürt ittifakı” söylemine devam ediyor.
Pervin Buldan ise bunun yolunu şöyle açıklıyor:
"Kürtler Suriye'de 'statü' elde etti. Şimdi sıra Türkiye'de..."
İşte bugünlerde, Abdullah Öcalan’ın istediği yasaların Meclis’e sunulması söz konusu...
***
Bu işler plânlandığı gibi giderse İran yanlısı Hizbullah, Suriye tarafından yok edilmiş PKK ise Türkiye’ye entegre edilmiş olacak...
Görüldüğü gibi projenin asıl sahibi, “Osmanlı millet sistemine dönün” diyen ABD’dir...
Fakat aslında onlar, bir Yeni Osmanlı devleti istemiyor.
Ne istediklerini, 1896 yılında karara bağladılar. Buna göre o tarihteki 0smanlı coğrafyası, Hıristiyan eyaletler olarak kabul edilecek, ABD’nin İstanbul’a atayacağı ABD vatandaşı bir temsilci vasıtası ile yönetilecekti.
Bu temsilci hem İstanbul eyaletinin hem de ülkenin başkanı olacaktı.
Ülkenin adı “Türkiye Birleşik Devletleri” olacaktı. “Türkiyelilik” söylemlerinin kaynağı da budur.
Atatürk, cumhuriyetin ilanı ile birlikte işte bu projeyi rafa kaldırdı.
ABD, Atatürk’ten sonra bu projeye zemin oluşturacak taleplerini bütün hükümetlere dayattı
AKP ise başından beri “90 yıllık reklam arası” gibi “100 yıllık narkoz” gibi “AKP sayesinde Türk olmaktan kurtulduk” gibi sözde Osmanlıcı ve sözde İslamcı hezeyanlarla cumhuriyeti, Atatürk’ü ve Türklük duygusunu hedef almaktadır.
Halka anlatılması gereken, öncelikle bunlardır.

Yorumlar
Yorum Gönder