Ülkemiz borç batağında.. Bu aptal toplum bir gün asfaltın yenmeyen bir şey olduğunu anlayacaklar.
Egemen Bağış 2006 yılında ABD de 'biz 1860 misyonunu taşıyoruz' dedi. Ben de 1860 Osmanlı'yı Düyûn-ı Umûmiye götüren süreçtir dedim. Geldiğimiz nokta Düyûn-ı Umûmiye. Arkası Sevr'dir. Öyleyse bir Kurtuluş Savaşına daha hazır olalım
Ekonominin yönetim, denetim ve işleyişi, Osmanlı’nın son dönemlerinde olduğu gibi, yabacılara teslim edildi. Türkiye, kapitülasyonlar ve Düyûn-ı Umûmiye döneminde geri döndü.
ABD'nin McKinsey şirketi ile anlaşma yaptı. Ekonominin denetim ve işleyişini, McKinsey Şirketi’ne teslim edildi.
Üretmeyen sürekli tüketen bir toplum olma yolunda hızla ilerleyişimiz...
Lüx ve İsraf´ın doruklarında sınır tanımayışımız.
Faiz başını almış gidiyor olması
Türk lirası dünyanın bütün paraları karşısında tepetakla değer kaybı…
Düyûn-ı Umûmiye, 1881-1939 yılları arasında Osmanlı İmparatorluğu'nun dış borçlarını denetleyen kurumdur. II. Abdülhamit döneminde kurulmuştur.
Düyûn-ı Umûmiye’nin yönetiminde ikisi Türk, birer İngiliz, Fransız, Alman, Avusturyalı ve İtalyan toplam 7 kişi bulunuyordu.
Devletin en önemli gelir kaynakları dış borçlara karşılık bu idarenin yönetimine bırakılmıştı.Bir süre sonra Osmanlı’nın gelirlerinin yaklaşık üçte biri idare tarafından tahsil edilmeye başlandı.
Öyleki 1912 yılında Maliye Bakanlığı’nda yaklaşık 5 bin 500 memur çalışırken, Düyunu Umumiye İdaresi’nde 9 bin memur bulunmaktaydı.
Lozan Antlaşması ile, Osmanlı İmparatorluğu’nu yarı sömürge seviyesine indiren bu kurumun vergi gelirlerini denetlemesi sona erdirildi.
Türk milleti bu cendereden kurtulması çok zor olmuştur. Bir yanda kapitülasyonlar bir yanda borçlar, 1923 yılında kurulan Genç Türkiye Cumhuriyetinin iki kamburu olarak devletimize ve milletimize çok sıkıntılar çektirmiştir. Nihayet, 1954 yılında son borcumuzu ödemişiz de kurtulmuşuz bu sarmal beladan.
Devletin içeri ve dışarı vereceği borçlar için değil,
devletin içeriden ve dışarıdan alacağı borçlar için kurulmuş.Borcu borçla çevirmeye bile dermanı olmayan bir iktidarın kaçınılmaz akıbeti! Düyûn-ı Umûmiye
- Fabrika satıldığında, son üretici toprağını terk ettiğinde,Bu aptal toplum bir gün asfaltın yenmeyen bir şey olduğunu anlayacaklar.

Yorumlar
Yorum Gönder